GLADSTONE'DAN CHURCHILL'E DEGISMEYEN ISLAM NEFRETI

Ne yapip yapmaliyiz, bu Kur’ân’i onlarin elinden kaldirmaliyiz

Ingiliz Meclis-i Meb’usaninda Müstemlekât Nâziri, elinde Kur’ân-i Kerîmi göstererek söyledigi bir nutukta, “Bu Kur’ân Islâmlarin elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayiz. Ne yapip yapmaliyiz, bu Kur’ân’i onlarin elinden kaldirmaliyiz;

Winston Churchill’in sözleri yine bir Ingiliz olan sömürgelere bakaninin sözlerini akla getirdi. Bediüzzaman Said Nursi'nin adeta iman mücadelesini atesleyen bahis "Tarihçe-i Hayat" adli eserde si sekilde geçiyor:

Bediüzzaman, Van’da bulundugu zamanlarda, Vali Tahir Pasa ile bazi gazetelerden havadis okurdu. Bilhassa Islâmiyeti alâkadar eden hususlara dikkat ederdi. Van’daki ikameti esnasinda, âlem-i Islâmin vaziyetini bir derece ögrenmis bulunuyordu. Birgün Tahir Pasa bir gazetede su müthis haberi ona göstermisti. Haber su idi:

Ingiliz Meclis-i Meb’usaninda Müstemlekât Nâziri, elinde Kur’ân-i Kerîmi göstererek söyledigi bir nutukta,

“Bu Kur’ân Islâmlarin elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayiz. Ne yapip yapmaliyiz, bu Kur’ân’i onlarin elinden kaldirmaliyiz; yahut Müslümanlari Kur’ân’dan sogutmaliyiz” diye hitabede bulunmus.

Iste bu müthis haber, onda târifin fevkinde bir tesir uyandirmisti. Istidadi simsek gibi alevli, duygulari ve bütün letâifi uyanik ve ilim, irfan, ihlâs, cesaret ve secaat gibi harika inayet ve seciyelere mazhar olan Bediüzzaman’in, bu havadis üzerine, “Kur’ân’in sönmez ve söndürülmez mânevî bir günes hükmünde oldugunu, ben dünyaya ispat edecegim ve gösterecegim” diye kuvvetli bir niyet ruhunda uyanir ve bu saikle çalisir.